Herkes Teknoloji Alıyor Ama Kim Kazanıyor?

Bu yazı dizisinin “Turizmde Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak” başlıklı ilk bölümünde tespiti koymuştuk: Turizmin eski kuralları artık geçerli değil. Teknoloji bugün bir lüks değil, hayatta kalmak için bir zorunluluk.

Geçtiğimiz aylarda piyasayı yoğun bir şekilde gözlemledim, fuarları gezdim ve sektör kulislerindeki fısıltıları dinledim. Sadece Incoming değil; uçak bileti satanından Hac organizasyonu yapanına, Golf turizminden transfer işine girenine kadar herkesin dilinde aynı sihirli kelimeler bir mantra gibi tekrarlanıyor: “Dönüşüm”, “Sistem”, “Yazılım”, “Entegrasyon”.

Bu terimler PowerPoint sunumlarında kulağa hoş, hatta zahmetsiz ve parlak bir gelecek vaadiyle neredeyse romantik gelebilir. Karmaşık sorunları bir çırpıda yok edecek sihirli sözcükler gibi kullanılıyorlar. Ancak bu romantizme kapılmayalım. O parlak vitrinin arkasına baktığınızda, genellikle bir çaresizlik görürsünüz.

Çünkü gördüğüm şey vizyoner bir devrim değil, tehlikeli bir “Sürü Psikolojisi”.

Bu sektörün “mutfağında” yıllarını geçirmiş ve dünyanın en büyük uluslararası DMC'lerinden birinin Türkiye operasyonlarının dijital omurgasını bizzat inşa etmiş biri olarak açıkça söylüyorum:

Şu an yaşadığımız şey stratejik bir dönüşüm değil; tamamen varoluş korkusuyla yapılan panik alışverişidir.

Hastane ve Karşısında Biten Eczaneler

"Türkiye’de ticaretin yazılı olmayan bir kuralı vardır: Bir yere hastane açılacağı duyuldu mu, hemen karşısında mantar gibi on tane eczane biter.

Kimse 'Burada bu kadar eczaneye gerçekten ihtiyaç var mı?' diye sormaz. Herkes pastadan pay kapma telaşıyla tabelasını asar. Sonuç? Bir yıl sonra çoğu kapanır, sadece işini gerçekten farklı yapan ayakta kalır.

Bugün turizmde yaşanan teknoloji çılgınlığı da tam olarak budur. Herkes birbirini kopyalayıp 'Bedbank' olma peşinde."

Kopyala - Yapıştır Acentecilik Modeli

İşletme sahiplerine şu kritik soruyu soruyorum:

Herkesin aynı global yazılımları kullandığı, herkesin aynı otelleri, aynı XML bağlantılarıyla, üç aşağı beş yukarı aynı fiyata sattığı bir dünyada... sizi diğerlerinden ayıran nedir?

Cevap genellikle derin bir sessizlik.

Milyonlarca dolar veya euro harcanarak satın alınan o yabancı sistemler, eğer arkasında özgün bir iş modeli ve strateji yoksa, sizi batmaktan kurtarmaz; sadece batışınızı hızlandırır. Çünkü teknoloji, kötü kurgulanmış bir iş modelini düzeltmez; sadece o modelin ne kadar kötü olduğunu daha hızlı ortaya çıkarır.

Dönüşüm, Sadece Yazılım Satın Almak Değildir

Bu tuzağa sadece büyükler değil; niş acenteler de düşüyor. Hac-Umre yapan acente de, Golf turizmi yapan da, transfer satan da... Kendi niş alanında uzmanlaşmak yerine, boyundan büyük “teknolojik kıyafetler” giymeye çalışıyorlar.

Unutmayalım: Büyük balığın küçük balığı yuttuğu bu dönemde, hayatta kalmanın yolu “Köpekbalığını taklit etmek” değildir. Onun giremediği sulara girmek, onun sunamadığı insan odaklı, niş ve uzmanlaşmış hizmeti teknolojiyle desteklemektir.

Sonuç: Eczaneyi Kapatıp, İlacı Üretmek

Bu yazıyı okuyan meslektaşlarıma bir uyarı ve dost tavsiyesi:

  • Sırf "rakibim yaptı" diye ne olduğunu tam anlamadığınız yazılımlara servet harcamayın.
  • "Bedbank olma" rüzgarına kapılıp, eldeki sermayeyi yanlış yatırımlarla eritmeyin.

Dijitalleşme; başkasının yazdığı senaryoda figüran olmak değil, kendi hikayenizi teknolojiyle yazmaktır.

Serinin 3. Bölümünde, bu kaostan sıyrılıp kendi hikayesini yazmak isteyenler için “İç Dirençleri Kırmak” ve “Veriyle Yönetilen Operasyon” konularına değineceğiz.

Çünkü gelecekte sadece araçları satın alanlar değil, o araçlarla gerçek değer üretenler kazanacak.


Mehmet Özseren
Tourism & Technology Consultant